"Gaziantep’te Lezzet Dolu Bir Gastronomi Keşfi Gaziantep demek, sadece bir şehri gezmek değil; asırlık bir mutfak kültürünün, emeğin ve her tabağa yansıyan derin bir sanatın izini sürmek demektir. Bugün sizleri, bu muazzam gastronomi başkentinde masamızı donatan o benzersiz lezzetlerle baş başa bırakıyorum. İşte damak hafızamdan silinmeyecek o kareler: Kebaba Dair Ne Varsa: Ateşin etle buluştuğu o ilk anın kokusu... Özenle hazırlanmış kıyma kebabı ve lokum gibi pişmiş enfes kuşbaşı şiş, közlenmiş biber ve domates eşliğinde tam bir klasik. Geleneksel Dokunuşlar: Yanında tane tane dökülen bulgur pilavı, taze domates dilimleri ve sıcacık pidelerle servis edilen o özel et tabağı, sadeliğin içindeki mükemmelliği sunuyor. Yoğurtlu Şiveydiz ve Yuvalama: Gaziantep mutfağının yoğurtlu yemeklerdeki ustalığı apayrı bir seviye. Menengiç yağı, safran ve taze malzemelerin uyumuyla göz dolduran o şifa dolu şiveydiz tabağı ve yeşil naneli sosun beyaz kuğu gibi süzüldüğü nefis yuvalama, yöresel mutfağın en zarif örneklerinden. Ev Yapımı Lezzetlerin Samimiyeti: Soslu etli nohut yemeğinin yanındaki o tane tane süzülmüş, üzeri hafifçe yeşilliklerle süslenmiş pirinç pilavı, anne eli değmiş gibi sıcak ve samimi. Görkemli Bir Sofra Düzeni: Masanın merkezinde boylu boyunca uzanan çıtır çıtır Antep pidesi, arkada çocukların vazgeçilmezi hamburger ve patates kızartması... Bence menüde olmasa da olur. Bu sofra, geleneksel ile modern lezzetlerin bir arada ne kadar büyük bir uyum yakalayabileceğinin kanıtı. Tatlı Bir Kapanış: Merakla denediğimiz soğuk baklava ne yazık ki ortalama bir lezzette kaldı. Ancak Gaziantep aslından şaşmıyor; buranın o meşhur klasik baklavası ve fıstık sarması kesinlikle oldukça başarılı ve tek kelimeyle kusursuz. Gaziantep, her sokağında ve her tabağında insanı kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Keşfedecek daha çok rota, tadacak çok lezzet var!"
